February 2012
39 posts
1 tag
koleksiyon olarak kendimi topluyorum.
1 tag
Duygu dolu anlara çok düşkünüz. Yürek/beyin ikileminde tercihimiz hemen her zaman yürekten yana… “Biz bu işe yüreğimizi koyduk” diye çıkıyoruz ortaya. İşi beğenenin tebrik cümlesi de “Yüreğine sağlık üstat” oluyor. Bir yürek fetişizmidir gidiyor. Kalpten kopanların, yürekten dökülenlerin, duygu patlamalarının peşindeyiz hep. Hâlbuki herhangi bir işin değerli olması için onun yürekten sökülüp...
1 tag
Herkese merhaba. Gözlüklerimi çıkarınca gözlerimin bozuk olduğunu daha net görüyorum. Gözlük kullanmasam da bunun böyle olduğunu biliyorum. Bunun böyle olduğunu bilmesem de en azından güneş gözlüğü kullanıyorum. Güneş gözümü almasın diye aldığım güneş gözlüğünü böyle kapalı yerlere gelirken yanıma almıyorum. Ama konuşma kâğıdım yanımda. Yapmak zorunda olduğumu hissettiğim bu ön açıklamanın...
1 tag
Yağmuru ve kadınları hep çok sevmişti. Belki de, ikisine de çok uzak olduğundan ama bu durum bir cümle önceki gerçeği hiçbir zaman değiştirmedi.
Dünyanın başka bir yerinde, başka bir devirde, sıcak bir masada ve henüz soğumuş bir denizin kenarında oturan bir başka adam ise -tıpkı onun gibi- yağmuru ve kadınları hep çok sevmişti. Tek kişilik masasında, pes sesli bir kadının söylediği içinde...
2 tags
… “Karaya çık biraz” dedi. “Toprağa bas ayağını. Deniz kör edecek bir süre sonra seni. Maviliğin içinde kaybolup gideceksin.” İnsan kaybolabilir miydi denizde? Belki kaybolurdu da, kimse bilmezdi onun kaybolduğunu. Kimse tanımıyordu zaten beni. Adım gizliydi. Kimse bilmedi. Denizin içinde kaybolabilir miydim ben? “Şemsiyeler” dedim sonra. “Eğer karaya çıkarsam o şemsiyeler gibi dağılacağım...
1 tag
1 tag
3 tags
1 tag
Şu anda ortamda hamileliğin son derece yakıştığı Özgecan abla var. Bıdığımız uyumak üzere. Ben düşünüyorum, hamile kaldığımı, bebeğimi, onunla olabilecek olan bebeğimizi, düşünüyorum işte. Herhalde hamilelik en mis dönemidir o anne ve babalığın… Evin içinde dolaşan artık senin biricik karından öte, senin canların. İç içe… Dokundum karnına Özgecan ablanın,...
“Len” deki samimiyet “Lan” da yok.
Len diyen insanla karşılaştığımda mutlu oluyorum. Orada,sokak arasında yakan top oynarken gelen arabaya üzülen bi insan var çünkü. Lan diyen insan görünce inceden ürperiyorum. Hele hele “lan” diyen kızlar, 12-13 yaşında o gelen arabaya özentilikten ötürü söven kızlarmış gibi geliyor.
Genelleme yapıyorum, olsun ama,...
1 tag
1 tag
3 tags
… Bana: “Biz farklıyız” demişti. “Farklı iki noktayız. Böyle düşün” “Ama uzayda farklı iki noktanın bir araya gelmesinden bir doğru oluşur. Şu durumda bir araya gelmemizden daha doğru bir şey olamaz” diye duruma bir açıklama getirmeye çalıştım. “O uzayda” dedi, “biz dünyadayız” Her dediğime de bir şey buluyordu, “Yazıda bile iki noktadan sonra her şey anlam kazanmaya başlar,...
3 tags
2 tags
Gerçekler evrenini yutan sanal evrenin sentetik kırsal kesimindeki dijital barakalarda aysız yıllar,haftasız aylar,günsüz haftalar,vakitsiz günler boyunca tatil yapılabilir. Neden ile sonucun şiddetli geçimsizliğinden doğan kriz sürecine uyum sağlayamayışımızın herhangi bir nedeni ya da sonucu olmasını beklemeyelim. Kimin robot,kimin deli,kimin suçlu,kimin mutant olduğunu saptama imkanına sahip...
2 tags
Yanılıyorlardı. Sadece çevremdeki görüntülerin bir kısmına bakmaktan vazgeçmiştim.
Gözünüzü,bir bıdığın yatağınıza gelmesiyle açmak gibisi yok.
Az önce x-box oynarken “annecik” dedi bana, uğruna ölümü göze alabileceğin bir kelimedir o, anne… Uyandırmak için gelmiyor yanıma, benimle birlikte uyumak için geliyor. Yanağımı seviyor, burnunu boynuma dayıyor öyle uyuyor. Ayakları çıplak geliyor, üzerinde hırkası olmadan kalkıyor yataktan. Uykusuzluktan ölmeme...
"Tanrı"yı anlamak...
Tanrı’yı anlayamıyorum… Yapmaya çalıştığı şeyi anlayamıyorum. Eskiden bir açıklaması vardı, bana Tanrı’nın varlığı sorulduğunda söyleyebilecek bir şeyim hep vardı, bakış açımı değiştirmeden önce… +Tanrı var mı? -Var, çünkü tanrı işitme engelli ablamın duyma yetkisini de bana verdi. Musa’nın denizi ikiye bölmesi, Muhammed’e vahiy gelmiş olması ya da bunun...
1 tag
Bugün, çöp kovasında bir demet çiçek bulduk. Güldük. Sevmeyene hiçbir gün 14 Şubat değil. Starbucks’a yazdık pos-it’le, “Sevene her gün 14 Şubat.” Okuyan var mıdır bilmiyoruz. Bir dost bulduk, köşeye kıvrılmış, gittik konuştuk onunla da. Köprüleri yaktık üstelik yağmur altında. Kalemini de almadım demem. Birşeysu,bilgisayar esprisi günün bombasıydı. Çeyiz düzmek bir...
2 tags
Sana parmak uçlarımdan şimşekler çaktırabilirdim. Neler bildiğini merak ediyorum, hakkımda. Artık uyumuyorum, artık hiç uyumuyorum. Geç kalktığım için kızabilirsin bana, seninle olan kahvaltıları kaçırdığım için de. Ben sana parmak uçlarımdan şimşekler çaktırabilirdim. Her neyse. Ben kendi kanımla beslenirim, beynin sana kalsın.
2 tags
Bir zaman anlamı, öyle basit. Yolda bana eşlik et sevgilim, 12 saat. Ellerini getir, mp3’ünü ve kitaplarını. Hırkan da olsun. İstersen baget çevirmeyi öğret. Trende çay yapamayız ama alırız, 12 saat. Restaurantında içeriz ya da. Garsonlarla muhabbete dalarız belki. Çift çıkışlı jak da aldım, arada bir Guns’n Roses - This i love dinleriz. Lamb Of God’ın yeni albümünü atmayı...
Haksızlık bu.
İnsanları büyük beklentiler içine sokarsan toleranssız olurlar. Ne kadar büyük başarılar elde edersen yaptığın küçük hatalar son derece büyük görünür. Ne kadar iyilik yaparsan yaptığın en ufak “biraz kendini düşünme” son derece dik tavırlara yol açar. Bu haksızlık. 70’lik bir öğrenciye biraz gelişme kaydetti diye 85 vermekle 100’lük bir öğrenci elinden gelenin en iyisini...
1 tag
1 tag
Yanlış; yanılmaktan, Yalnız; yalından gelir.
2 tags
Her şey olur, yeter ki ellerin dert görmesin. Bir şeyi çok istersen takıntı yaparsın. Ve bir şeyi çok istersen o şey olmaz. O yolda çıkan her kötü şey delirmen için yeterli doneyi verebilir sana. Kırgınlığını taşıyacak kelime toplulukları ararsın. Bulursun. Ama bunu karşındakine öyle bir olgunlukta söylersin ki o, sadece alt anlamı olan “sorun değil”i algılar. Delirirsin. Her şey...
2 tags
İnsanın canının ondan nefret ettiğini bilmesi kadar kırıcı bir şey yok. Onda bir sorun var, duyguları sorulduğunda düşünceleriyle cevap verir. Ve ben, bundan artık yoruldum. Aynı evde yaşayıp beni bu kadar tanımayan ve anlamaya çalışmayan biri. Duygularıyla hareket eden biri olsaydı beni çoktan terk etmiş olurdu sanırım. Onun hemcinsi olan herkesin kalbine dokunabilirim, onun dışındaki herkesi...
2 tags
January 2012
52 posts
Bazı kıyaslamalar olmaz, yanlış önerme.
Boynuz kulağı geçti.
Olmaz, elmayla armutu toplayabilir misin? Aynı. Karıştırma. Boynuz boynuzdur, kulak da kulak.
Bi düşün, ben çıkıyorum şimdi abla ve enişteyle dışarı. Gene uğrarım.
Bazı anlar dilini kesiyor, konuşama diye. Ellerin soğuk, elleri yok. Pijamalı halini görmek istiyorsun, uyku sersemi halini. Yere bir şey döktüğündeki tepkisini ya da. Sinirleniyorsun. Birbirlerine saygısını yitirmiş tonlarca insan yanyanayken sen, söz vermene rağmen gözünü açtığında onu yanında bulamıyorsun. Verdiğin sözleri tutacağını göstermek için fırsatın olmalı. -idi İddiadan sonra izah...
1 tag
Yanlışı; kötü adam rollerinde o kadar başarılıydı ki semt pazarında halk linç etti.
Doğrusu; halk zırcahil.
2 tags
Hayatımda ilk kez, ölümüne susamak denen şeyin gerçeğini gördüm. Koşuyolu’nda yavru bir kedi bir anda yolun ortasındaki su birikintisine koştu ve su içmeye başladı derken üzerinden araba geçti. Her şey bir anda oldu. Araba geçti gitti ama kediye hiçbir şey olmadı. Yalnız kedinin hiç umrunda değil, o suyunu içmeye devam ediyor. Ölümüne susamış gerçekten. Hemen trafiği durdurdum, kediyi...
1 tag
Ahlakın temeli ne zaman ilahiyata dayandırılırsa,haklar ne zaman ilahi otoriteye bağımlı hale getirilirse,en ahlaksızca,en adaletsiz,en kepaze şeyleri mazur gösterip yaygınlaştırmanın yolu açılmış demektir.
2 tags
1 tag
2 tags
1 tag
Bir adamı sevebilirsiniz,bunun için size neden gerekmez. Ama sürdürmeniz için size bazı şeyler sunması gerekir. Öncelikle saygısını,güvenini. Sonra kalbini pek tabii. Sonra ellerini,sakallarını. Ne dilerse. Gerisi fark etmez çünkü,saygısı,güveni ve kalbi sizinken dudağında kalan mayonezi önemsemezsiniz. Bir adama kamera karşısında bakarken bile nefesiniz kesilemez. Bu ilginç. Bazı ilginç şeyleri...
2 tags
Geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. Ne yazılarımı okutacağım birisi, ne sabah güldüğümüz birisi, ne de balkonda kuşları yemlediğimiz birisi var yanımda. Yok yani. İşin en fenası da bu yok oluşun, tam anlamıyla bi yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu. Gayet güzel kahvaltı ederken, birlikte Türk kahvesi için tek bir sigarayı ortaklaşa tüttürürken birden akşam oluyor, evde...
Bir Jagermeister açlığıdır ki sormayın. İstanbul’dan yeni döndüm, gittiğimiz barda Jagermeister bulamadım. Eskişehir’de bir arkadaşımızın doğum günü organizasyonu vardı, oradayken de istedim, yokmuş. Jagermeister yahu, zor bulunan bir içki de değil, geçen gün Carrefour’da gördüm. Tam paranın olduğu zamanlarda istediğin içkiyi bulamama durumunu Murphy çok iyi açıklamış zaten....
3 tags
İstisnasız,
hayatımın en mutlu, en eğlenceli ve en entellektüel günü. Bunların hepsinin bir arada olduğu bir gün zor bulunurdu, ben buldum. Erman ve Doğukan, sevdiceğin yakın arkadaşları, Seda, benim canımdır, Arda da Seda’nın arkadaşı.
Hepsi şahane adamlar, hepsi his dolu ve istisnasız hepsi, altın kalpli. Arkadaşlarını bu kadar önemseyen başka insanlar olamaz sanırım. Defterimizde hepsinin parmak...
1 tag
Ondan sadece bir sweatshirt’ünü istemiştim. En sevdiği kazağını, ilk bagetlerini ve yakın arkadaşlarından birinin çizmiş olduğu portresini değil. Ama o, onları getirdi… Bagetlerle yaptığı bir hareket var, o Eskişehir’e gelene kadar çalışıp yapacağım, tek tembihi o. O da, ben çok istiyorum diye. Otobüse binerken vedalaştı bagetleriyle. Bu çocuk manevi, ben hep buna inanmıştım...